Çeşme'yi birde Benimle Gezin, ne Dersiniz?
Yazmak ve yaşamak arasında dünya fark var kıyas bile yapılamaz ama bir nebze hissiyatımı aktarabilirsem kendimi mutlu hissedeceğim.
Yaşadıklarımı kendime özel hissedip, hep farklı olduğumu söylemek çok bencillik olur. Evrende o kadar çok olasılık var ki, dünyada senin yada benim yaşadıklarımı , illa ki birileri de yaşamıştır.
Bu yüzden kendine dert etmeye,çıkılmaz odalarda depresyona girmeye hiç gerek yok!
Hayat bu, bugün varsın ! Gözünü açtığında belkide yoksun.
Ben İzmirli olarak daha doğrusu Karşıyaka'lı olarak, tatil diye sayıpta Çeşme'ye günlerce kalmaya gitmem. Çünkü orası da bizimdir. Gözümde büyütülecek, farklı bir ambiansı yoktur, Nihayetinde İzmir.
Her karışı benim için o kadar değerli ki..
Evet doldum taşıyorum, yakınlarıma bile anlatamadığım bazı üzücü sahneler ve güzel olaylara şahidim.
Kendimle baş başa kalmaya, biraz iç sesimi dinlemeye, açıkçası bedenim ve ruhum arasındaki dengeyi bulmaya gidiyorum.
Bunu uzun süredir yapmıyordum.
Bir gün öncesi kendi kendime yaptığım ufak çaplı bir plan ve heyecanım beni erkenden uyandırdı, ve bir çanta ile attım kendimi yollara. Pandemi süreci dışarıdan yemek yememeliyim diye defalarca uyarıyorum kendimi.
Tüm önlemlerimi almış olarak, özgürlüğüme kavuşacağım için heyecanım tavan. Sanki yıllardır görmediğim bir dostuma kavuşuyor gibi. Koşa koşa gidiyorum =) Sorarsanız Alev neden Çeşme diye . Sahiden bir sebebi yok.
Aracımın arkasına aldığım bisiklet ile yaklaşık 1 saat sonrası, çeşme merkeze geldim. Ekmek arası sandviç ve çınar ağacı altında bir demli çay ile gözümü açtım. Sokaklar bomboş. Ben hiç bu kadar temiz ve boş sokaklar görmemiştim.
Tek başıma oturduğum bir gölgede sesli sesli konuşmalar yapıyorum arada defterime notlar alıyorum.
İnsan tüm duyguları canlandırıp yaşayabilir mi? Bence evet hemde nasıl yaşar biliyor musun?
Keşke her dakika bu dinç yaşamı ayakta tutabilsek. İsterdim o heyecan her dk yüreğimde atsın. Ama ...
Ve bisikletin vermiş olduğu bir avantaj ara sokaklarda saatlerce dolaştım, her sokağın denize açılması o kadar güzel ki.
Ben bir turist değilim veya bir günü birlikçi değilim. Ben bozulan dengemi toparlamaya sağlıklı kararlar için biraz sakinlemeye geldim buralara. Eh sıcağa ne kadar dayanılırsa Ağustos sıcağında.
Soluğu ise yanıma plaj sandalyemi de dahil edip denizde alıyorum. Ilıca Plajı, normale göre sakin ve değişik yüzlerin yer aldığı insan kafilesi.
Alev hanım kahve ve 1 parça çikolata. Tabi ki çantada.. Tenime dokunan tuzlu su üzerimdeki tüm kötülük ve enerjiyi atarken yeniden doğuyorum. sayamadım bu kaçıncı doğum =)
Sağlığımı öncelikte düşünerek yaşayan canlılara karşı uzaktayım , yeni dünya düzeni dedikleri bu mudur? Bir gördüğün yabancıdan yardım isterken sohbet ederken bile arada 3 mt mesafe var:)
Sorun değil buna da alışıyoruz diyorum ama asla sosyallikten ve insanlara yardımcı olmaktan kendimi alıkoyamam. Aynı plajda eşyalarıma gözkulak olan 3 yabancı Kanada'lı.
2 si sağlıkçı, 1 i ingilizce öğretmeni. Küçük çaplı sohbetim sonrası ısını veriyor kanım onlara. Yaşları mı +65. Ülkemizde uzun yıllardır kalıyorlarmış, az çok Türkçe
Siyasetten dine kadar derin bir sohbet geçiyor aramızda. Arada ceviz kayısı ikramı yapıyorum.:) Artık eskisi kadar şaşırmıyorum yabancıların ülkemde yerleşik yaşamasına . Çünkü biliyorum ki o rahatlığı güzelliği onlarda fark ediyorlar.
İngilizce öğretmeni elime bir kağıt uzatıyor. Orada anlıyorum din taciri olduğunu. üzgünüm diyorum Rusça yanıt verme isteği duyuyorum nedense. Ağzımdan çıkan 2 kelime teşekkür ederim cümlesi sonrası, Öğreniyorum ki Rusça biliyorlar. Sarajewo demesinden anlıyorum.
Hayattaki tesadüfün nerede olduğunu fark ediyor musunuz? Bu insanlarda farklı bir durum var.
Bulmaca gibi çözdükçe bir şeyler çıkıyor altından.
Din konusunda dışarı çok renk veren biri değilim ancak bu insanları da kırmamak adına teşekkürler deyip konuyu kapatıyorum. ve Alsancak'ta bir kahve içmek konusunda sözleşerek yanlarından ayrılıyorum.
Neydi bu şimdi ? Benim bu insanlara rastlamamdaki anlam neydi? Çözeceğim!
Çeşme'ye kadar gelmişken, Delikli Koy'a gitmemek eksik olabilirdi diye düşünüyorum, kötü ve dar asfaltlı dar yollardan 20 km daha İzmir'in en uç noktasına varıyorum.
Atmosfere inanamazsınız, bembeyaz pamukkale gibi bir alan! 3-5 çadır ve deniz kenarı. Bu insanlar burada ne yapıyor? Sadece bir deniz için gelmiş olamazlar. İnanır mısınız burası bana Litvanya Palanga'daki sahili hatırlattı , sadece deniz kum güneş . Geriye kalan hiçbir şey yok inan yapımı.
Cennetteyim sanki..
Kayalıkların üzerine Demeter gibi kuruluyorum havlumu atıp en azından 1 saat hayattan kopuyorum. Sonrası ise tatlı bir su ...
Evet modern hayattan kopmuş değiliz, Fotoğraf sevdam uğruna rastlıyorum bir Özbek Leyla'ya .
7 yaşında kızını ülkesinde bırakıp çalışmaya gelmiş Buralara kadar. 40 lı yaşlarda bayan . Yeni yeni Türkçe öğrenmeye başlamış. hani diyorlar ya siz burada rahatsınız tuzunuz kuru.
Leyla'nın hayat hikayesi sonrası, şükrediyorum hayatıma. Derdim diyorum toplu iğne deliği kadarmış.
Leyla'nın eşi kanserden ölünce, çocuğunu bakıcı ya bırakıp İzmir'e geliyor. Restoran korona'dan ötürü kapanınca bir ailenin yanında çocuk bakıyor.
Yani nereden tutsam da düzeltsem ?
Aslında diyorum gözünde büyütme hiçbir şeyi. yaşanılan an ve olaylar bir rüzgar gibi gelip geçiyor. Saman alevinden ötürü büyük ormanı yakma asla!!!!
ve ben evden uzak 150 km yol gelmişim fark etmeden.
Dönerken aracın bagajından bıçak çıkartıp yol kenarında Kaktus çiçeğinden koparmak istediğimde anda rastladığım sarıklı yaşlı amcadan korkum ise dönüşte 130 hıza dayanıp - 1 bucuk saatlik yolu 45 dk 'ya düşürttü bana.. Bu demek oluyor ki, gezdin gördün yaşadın eğlendin, kafan sakinledi.
Buradan tek bir iğne koparıp gitme. Bozma doğamı demek istedi!
Haklısın dedim , saygılar...
Günün sonunda tüm gün duş almadan tuzlu bedende huzur bulan bir ruh.
Sakin bir gönül. Huzura ermiş bir hayat...
Evet sizde yapın bunu tek başınıza tatile çıkın, bolca sohbet edin kendinizle. Absürt olaylar yaşasanız da büyütmeyin kafanızda. Notlar alın, plan yapın, saatlerce sessiz uzanın . ve iç sesinize kulak verin. Hayat aslında içte. İçe döndükçe huzura erer insan.
Dışa dönmek ateşe yaklaşmaktır ,tehlikeye riske el atmaktır . Karar verin.
Bugün Çeşme yarın Foça. benim tek seyahatlerimin hepsini kendimi bulmak için yapıyorum.
Sevgiler...













Comments
Post a Comment