Huzurum Gökyüzüne Dayanır mı ?

Yazın tam ortasındayız, sanki korona'dan eser yok ve zamanımız olabildiğince bol. Yaşıyoruz keyfimize göre.
Bunu sadece ben yapmıyorum, gözlemdiğim kadarıyla her insan , çalışmaktan çok keyfine, sağlığına veya ikili ilişkilerine önem veriyor.
Bunun sebebi ise 3 ay sokağa çıkma yasağı. Korona hepimizi yonttu.
Akıl sağlığımız bir nebze bozuldu ama hayata bakış açımız değişti.

Günler birbirini kovalarken Temmuz ayında yaptığım iş başvuruları nihayet sonuç verdi.
Evet , umutsuzca yaptığım başvurular yanıt verdi. Ve ben 05.08 itibariyle evimin yakınında, istediğim içime sinen bir Dış Ticaret firmasında başlıyorum.
Risk almanın hayatta en büyük fırsat ve avantaj olduğunu kendime aşılayarak ilerliyorum. Eğer bulunduğun yerden memnun değilsen doğru zamanı kolla ve uzaklaş.

hayat o kadar uzun değil. Önemli olan sensin ve senin mutluluğun.
Geçen zaman içerisinde tanıdığım o kadar güzel insanlar, dostluklar ve iş arkadaşlarım oldu ki.
Üzmemek kırmamak adına doğru yerde olmak önemli.
Bunu başardım. Tebrik ederim kendimi:)

Çok bencilsin demeyin nolur😇
Bir zincirdir. Ruhen kendimi kötü hissettiğimde tüm çevreme bulaştırıyorum bunu. Buna inanıyorum. O yüzden önce kendimi ve hayatımı düzeltmekle başlıyorum.

Bunun dışında biliyorsunuz ki 31.07 ile 04.08 arası Kurban Bayramı idi.
Kurban kesenler için Allah kabul etsin.
Kesmeyenlerin de canı sağ olsun.

Bende tabiki dört gün için kendimce plan yapmıştım, Arife gününde aracın bagajını kamp için doldurmuştum ancak yine evdeki hesap çarşıya uymadı, gelişine yaşayıverdik 4 günü. Keyiflide oldu, Güzel eğlendik.
Toza toprağa , tuzlu suya karıştık, dönüşümüz muhteşem oldu, Halı fırçası ile kendimizi yıkamadığımız kaldı bir tek:)
Yanıyoruz Fuat abi buz getir modunda, tenimiz kapkara döndük şehre.

*Bizde Kurban bayramında sabah rutinleri değişmez, bayram namazı sonrası aile üyeleri aynı masa etrafında birleşir ve kavurma yenir. (ben ayrı ben kırmızı et yemiyorum)

Sonrası mezar ziyareti ve yakın akrabalar ile bayram ziyaretleri.
Bu ziyaretler Bayramın ilk günü devam etti.

Ah dayanamadım, ilk günü akşam Foça 'da bahçede buldum kendimi. Kendimize ait derme çatma ama bol huzurlu ,alabildiğine yeşil ,sessiz sakin bir alan.
Tek fark bol sinekli olması:)
Bahçeden topladığımız sebzelerle yaptığımız kızartmalar, bol yeşil salatalar, sadece kuş sesleri ile dolu gün.

Eh bayram demişken, sevdiklerimiz olmadan yaşayamıyoruz.
Canım dayım ve eşi ziyareti.

Çamur banyolarımız, çevre komşu ziyaretlerimiz, yanan mangallar ve bol sohbetler.
Evet Korona mevzusunu fark etmiş bulunuyorum, korkuyoruz sarılmaya koklamaya sevdiklerimizi. Uzaktan uzaktan birbirimizi sarıyoruz.
Hm birde 20 m2 odada 6 kişi uyumaya çalışıyoruz.
Dolunay akşamı tutmayan uyku ile saatlerce bomboş sokaklarda yürüyoruz
Korkuyoruz yılan domuz, tilki çıkacak diye. Ama ne cesaret ise uyutmuyor gökyüzü o gece.

Sabah gün ağarması ile ayaktayız..

Burası Tulumbadan su aldığımız, Jenaratör ile depoya su çektiğimiz, herşeyin kısıtlı olduğu,eksik yaşayabilmenin verdiği bir hazzın ortası.

Komşunun sabah gözleme kokusunda, acıktığımızı hissediyoruz
Bahçeden  toplanan pazıdan, köyden alınan  1 kg undan gözleme, börek yapmaya çalışıyoruz.
Diyorum ya eksiksin ama mutlu oluyorsun.

hayatta bunun gibi, her şey tam olsa aynı mutluluğu tadamazsın buna eminsin artık. Bu demek oluyor ki, içindeki boşluk ile huzura ermeyi ve hep yarım duygular ile bir bütüne ulaşmayı hedefliyorsun.
Aslında her şeyin bir bütünün bir parçası olduğunu fark ediyorsun.
Farkında olarak yaşadığın için hazzın doruklarındasın aslında.




Bu şekilde geçen tam 3 gün. Tabi zaman böyle geçerken, Bahçede işler hiç bitmez, otların temizlenmesi, Domates, patlıcan, biber, kabak, erik, maydonoz, reyhan, bamya, pazı, kavun, karpuz,salatalık toplanması ve kışa hazırlık durumları.
Her şey kararında ilerledi.

Birkaç görsel ise anlık yaşadıklarımızı gösteriyor.








Ve 4.gün ., tabi ki özlediğim dostlarıma sıkıca sarılmak vakit geçirmek tuzlu suyu iliklerime kadar hissetmek istiyorum, yaptığımız planlar dahilinde kendimizi Foça'da bir plajda buluyoruz,
Nezih, sakin ve bol yeşillikli bir Beach club.

Gün boyu, deniz, kum, güneş üçlüsü ve sohbetler ile Günün tadına varıyoruz.
Size daha önce söylediğim gibi Foça , balığı ile meşhurdur, burada yediğin balık tadını bir başka yerde bulamazsın.Mezgit ve Sardalya'da karar kılıp , geleneğimizi bozmuyoruz.







Foça eski bir Yunan köyüdür, ilçenin genel yapısı gereği yüksek binaların  yapılması yasaktır.
Restore edilen binalar da eskiye benzetilerek ve saygı duyularak yenilenir.
Yerli yaşayan halk ise, o kadar alışkındır ki sakin ve tarımsal yaşama  Huzuru koklarsın sokaklarda. 
Kendin olmanı ister burası, yeri yoktur özenmeye, kıskançlığa yada sonradan görmeye.












Kendime okları çevirince 3 gün ay ışığında uykusuz geçen ,derisi kumlarla ve deniz tuzuyla bütün olan Alev insanı, şehre geri dönüyor..
İçten içe hüzünlüyüm, gidesim yok ama şehirde bir yaşam var devam etmesi gereken.
Beslenmesi gereken kediler, Kaplumbağa ve kuşlar.
Bir bayram tatili burada son buluyor. 
Yaşadığım güzel anlara dönüp dönüp mutlu olacağım bir nebze.

Hoşçakal Güzel Köyüm. Bana kattıkların yaşattıkların hissettirdiklerin için binlerce teşekkür ederim.
ben yine ilk fırsatımda yeniden döneceğim sana. Belkide daha uzun süre kalmak için.

Hayatımda en özel yer olarak kalacaksın!

milenka35.5






Comments

Popular Posts