Kirke Beni Nerelere Götürüyorsun?

Bir kitabın etkisinde ne kadar kalır insan?
Ne kadar hayatına müdahale edebilir bir kitap?
Ekim'in ilk haftası İstanbul hava limanında beklerken tesadüf eseri uğradığım kitapçıdan almıştım bilmeden seni. Kirke. Mitoloji.. ilgimi çeker mi açıkçası fikrim bile yoktu. En kötü uçakta bırakırım birisi alır diye düşünmüştüm. Beni o kadar sarmıştı ki, sanki istemeden büyüsüne çoktan kapılmıştım.

Bir çırpıda bitivermişti devamı niteliğinde onca arayışlarım, eksik kalmış bulamamıştım. Yoktu.
Totem ve Tabu-Freud'un kitabı elime geçmişti. Şimdi bir anda Yunan Tanrılarının Yaşamı-Hayatı bir yanda varoluşun etkisi-Evrim-Dönüşüm..  Bunun sonu nereye gider derken, Çoktan Bergama-Akropolis-Asklepion seyahatim için planı yapmıştım..


Ne zaman, nasıl derken bir Cumartesi günü kendimi heyecanla yolda buldum..
Yazarak aktarılır mı bu hissiyat bilmiyorum ama bende okudukça oluşan merak gözümle görme isteği yaratıyor daha fazla araştırma bilgi sahibi olma.. Ve bu bilgileri paylaşım isteği..
Hayatta böyle değil mi. Alış*Veriş. Aldığını bir şekilde veriyor insan aktarımm.. her konuda..


Bu aktarım olmasa nesiller boyu insanlar hep daha iyiye nasıl yönelir ki?

Şehir merkezinden yaklaşık 1saat 20 dk gibi yol sonrası Pergamon Antik Kenti'ne ulaştık. Teleferikle 5 dk da kendimizi Helenistik dönemin en görkemli yerleşim yerinde bulmuştuk.
Zeus Sunağı, Dianysos Tağınağı, Athena Tapınağı, Demeter Tapınağı, Pergamon Kütüphanesi, 70 derece açı ile inşa edilen Görkemli Tiyatro, Kral Sarayları, Gymnasion, Su Yolları, Çeşmeler daha nicesi... Dağın Başına kurulmuş bir yerleşim yeri. Manzara müthiş.




Tarihi detayları okuyarak öğrenedurun siz. Ben ne kadar anlatsam eksik kalabilir eminim..

O anlarımı yazmak istiyorum.Sakince yürüyüşlerim ve durup o dönemi hissedişlerim.
Gerçekten muhteşem bir haz. Bir an ruhum yaşıyor o dönemde.  Kulağıma gelen yabancı slow bir sesten irkildim.. Arkamı döndüğümde ise yaşlı bir adam manzaraya karşı hatırladığı şarkının nakaratlarını söylüyor..
Kısa bir diyalog sonrası-Amerikalı Turist Rehberi olduğundan söz etti. Tarih bilgili efsane. Benim ülkemi bana övmesi de ayrıca güzel =) Zaten istediğimizde bu değil mi?

Yavaş yavaş tadına vardığımız yerleşim yerinde, hatrı sayılır turist vardı. Devlet nispeten koruma altına almış, yürüme yolları, tabelalar vs . yinede iyiydi. Eksik olan şey ise yeteri kadar bilgilendirme ve düzgün bir kitle olmaması..Ayrıca burası UNESCO Dünya Mirası Listesinde..

Ayrıca belirtmek isterim ki bu yerleşim yerine el atan Alman mühendisi kişi, Görkemli Zeus Tapınağı'nı Berlin'e kaçırmış. Hala geri almadık!!! Nedense Alman hükümeti Türkler bu yapıyı bize hediye ettiler diye lanse ediyorlar. Böyle bir şey yok!!!! Buradaki haberden bir nebze anlaşılır detaylarTIKLA

Sonuç olarak O mühendisin mezarı da Pergamon'da =)
Hayat işte..

Büyük bir tepeye kurulan bu alanı yaklaşık 4 saat gezdik.. Dağın arkasında Kestel Barajı vardı.
Manzaradan sizde görüyorsunuz... Normal hava derecesine göre daha soğuk olan esen bir yer..
Burayı yaz aylarında gelmek tam bir kabus olabilir sıcakta bu denli yürüyüş yorabilir..
Doğru seyahat tarihi ise ilkbahar yada sonbahar olacaktır..




Antik kent ziyareti sonrası Bergama merkezden geçerken gördüğümüz Kızıl Avlu ve Bergama Müzesi'ne rotamızı çeviriyoruz. Bu arada acıkmış ve susamış olmamızın sonucu yorgunluğumuz artmıştı..
Nevaleler Araç bagajında stok olduğundan =)acil yardım deposu gibi..

Kızıl Avlunun Diğer adı ise Mısır Tanrılar Tapınağı ;
Küçük tanıtım olarak,

Antik Pergamon’un ovada kalan en gösterişli yapısıdır. Gerek tasarımı, gerekse devasa boyutları ile hayranlık uyandıran bu eser, Roma İmparatoru Hadrianus zamanında (MS 117-138) Mısır tanrılarına ithaf edilmiştir. Tapınak, MS 5. yüzyılın ortalarında Erken Bizans Dönemi’nde ana binanın içine iki sıra sütun ilave edilerek üç nefli, bazilikal planlı bir kilise hâline getirilmiş ve Aziz Johannes’e adanmıştır. Tapınağın kuzeyinde kalan kule biçimli yuvarlak yapı, Osmanlılar Dönemi’nde cami olarak kullanılmaya başlanmış olup hâlen “Kurtuluş Camisi” adıyla hizmet vermektedir.

Tuğla gibi kırmızı yapıya sahip bina o kadar görkemli ki görmemeniz imkansız.
İçerisine girdiğimizde Tanrı mezarları, Su yolları, Gizli kanal Yolları, Tarihi Kalıntılar ile karşılaştık. Ama sessizliği ve korkutucu yapısı inanılmaz etkileyiciydi.


Son Durak, Bergama Müzesi. Eserlerin korunduğu, sergilendiği temiz bir yer.
Roma ve Yunan dönemine ait heykeller, yazıtlar, kutlama heykelleri ve eserleri yer alıyor. Fotoğraf çekmek yasaktı.

Fazla tarihe karışan biz saate baktığımızda 17:30 olmuştu.
Asklepion ören yerine ulaşmaya çalışırken kapandığını fark ettik . Ölünün girmesi yasak olan yer. İlk Şifa Merkezi olarak geçiyor.. İnanılmaz etkilemişti okuduklarım. Bir sonraki seyahatime görmek nasibiyle...


 Gün bitmiş merkezde dükkanlar çooktan kapatmıştı..
Şehir sadece tarihi eserler için hizmet veriyor bunun dışında sosyal yaşam yok gibi görünüyordu..
Kahve içeek- Tatlı yiyecek bir yer bulamamak üzmüştü...

Genel itibariyle temiz ve düzenli sokakları şehri yaşanılır kılıyordu.
Tarım yeri olduğu o kadar belliydi ki, her köşede zeytinyağı, peynir, helva, mantar satan teyzeler ve dükkanlar..

Zaman ayırıp böyle bir yerde olmak gerçekten çok iyiydi..
Hayat bana bazı şeyleri göstererek öğretiyordu.. Yüksek hayallerimin olmaması gerektiğini, Sade ve yavaş yaşamam gerektiğini, tez canlı olmamam gerektiğini, Agresif yapımdan vazgeçmem gerektiğini..

Teşekkür ederim Sevgili Yol arkadaşlarım şahit olduğum tüm anlarımda yanımda olduğunuz için...
Dönüş yolunda aç dönmek olur muydu?????

Bergama'dan dönen yol bizi Aliağa'da Balık ekmek'e götürmüştü=))
Serinleyen ve kararan hava , Yoğun olan trafik ve agresif haller..

Güzel bir kapanış için değerdi...


Günün sonunda önerilerimi yazmak güzel,

*Bergama'ya yolunuz düşerse sabah erken saatlerde orada olmayı tercih edin çünkü 1 gün orada gezmek yetmiyor. Yada konaklayıp 2. gün gezinize devam edin.
*Bergama'ya gittiğinizde muhakkak Tulum Peyniri alın özellikle köylülerden.. Efsane doğal ve güzel
*Şehirde gördüğünüz Lüks restoranlar onlara kalsın, Mahalle Lokantasında Çığırtma yiyin. O nedir derseniz Zeytinyağında yapılan Kızartma , üzerine yoğurt ve domates sosu..
*Dönüşte muhakkak Tarçınlı Köy Ekmeğinden alın.
*Bir de aceleci davranmayın, Hayatın sindire sindire tadını çıkarın. Kent bu kadar aceleye alışkın değil.


Evet Kirke büyüne kapılmış buralara kadar gelmiş, yaşam alanını görmüştüm, nefesini almış, dokunmuş, etkilenmiştim. Belki de bir nebze hayal kırıklığı ve aşık hissediyordum. Bilinmez buda Demeter'in etkisidir kim bilir..

Yüreğinizin götürdüğü gitmeniz dileğimle.
Sevgiyle kalın...




















































Arama Sonuçları

Web sonuçları

Comments

Popular Posts